Ünlü film replikleri ve çevirileri

Günümüzde Türk gençliği, orijinali Türkçe olan TV ve sinema eserleri kadar yabancı eserleri de takip ediyor. Bu takibin sonucu ise doğal olarak gençlerin yabancı dillerinin gelişmesi ve yabancı kültürlere olan yabancılığın azalması oluyor. Peki bu eserleri nasıl takip edebiliriz. Birkaç yol mevcut tabi…

Altyazılı eserleri tercih edebilirsiniz ya da direkt olarak Türkçe dublajlı eserleri seçebilirsiniz. Bu tercihlerin akıbeti ise genelde yanlış veya komik çeviriler oluyor ne yazık ki. Genel olarak çeviri ekipleri, filmlerin dünya çapında ün salmış repliklerine dokunmayı ‚katillik‘ olarak gördüğünden o replikleri olduğu gibi orijinal haliyle bırakırlar. Olması gereken de budur zaten. Bir saniyenizi ayırın ve düşünün „Hasta la vista baby!“ söz öbeğinin Türkçeye „Görüşürüz bebek!“ diye çevrildiğini. O replik Türk insanı için ünlü bir laf olmayı bırakın umursanmaya bile değmeyecek bir cümleye dönüşürdü. Genelde mantıklı film çevirmenleri ‚context‘ dediğimiz dokuyu bozmayacak çevirileri uygun görüyorlar, ideal çevirilerdeki gibi. Örneğin ‚The man from earth‘ filmindeki „I was raised on the Torah, my wife on the Qu’ran, my eldest son is an atheist, my youngest is a Scientologist, my daughter is studying Hinduism. I imagine there is room there for a holy war in my living room, but we practice live and let live.“ repliği „Ben Tevrat’la büyüdüm, karım Kur’an’la, en büyük oğlum ateist, en genci Scientologist, kızım ise Hinduizm öğreniyor. Sanıyorum, oturma odamda din savaşı yapılacak kadar boş yer var ama hepimiz “yaşa ve yaşat”ı uyguluyoruz.“ diye çevrilmiştir ve çok da güzel olmuştur. Bu tür güzel çeviriler için bir sürü kaynağımız var aslında. Sizin de çevirisinde içinden çıkamadığınız bir metin olursa http://bab.la/ceviri/ linkini ziyaret edip önerileri yoklayabilirsiniz. ‚Batman‘ filminden bir örnek daha verecek olursak, içinde ‚dans etmek‘ geçen bir cümle „Sen hiç sönük ay ışığında şeytanla raksettin mi?“ diye çevrilmiştir. Dans etmek ve raksetmek aynı şeyler olarak kabul edilmiş ve çeviri yapılmıştır. Ancak raksetmek dendiğinde doğu kültüründeki oryantalist ve sevişmeye yakın olan dans anlatılır. Çeviri esnasında doğru kelime seçimi böyle bir şeydir herhalde dedirtecek bir çeviridir bu işte. Konumuza dönecek olursak, maalesef çevirmenlerimiz her zaman bu kadar düşünceli olmuyorlar. Birkaç da ‚garip‘ sayılabilecek çeviri örneği vereyim. ‚American Beauty‘ filminden „Never underestimate the power of denial.“ cümlesi „Asla yadsımanın gücünü hafife alma.“ şeklinde çevrilmiştir. İlk bakışta göze normal gelen bu çeviriyi dikkatle incelediğimizde ‚denial‘ kelimesinin karşılığı gibi duran ‚yadsımak‘ kelimesinin cümlenin anlamıyla pek ilişkilendirilemediği görülür. ‚İnkar‘ kelimesi kullanılsaydı orijinal cümlenin tamamen anlamı verilebilecekken şimdi ancak belli bir kısmı aktarılabilmiştir.

Komik, trajikomik ve bazen acı verici çevirilere sahne olan yabancı sinema sektörü herhalde bu durumdan daha uzunca bir süre muzdarip olacağa benziyor. Her şeyin olduğu gibi bu durumun da zamanla gelişeceğine ve çözümünün bulunacağına inanıyoruz. İyi seyirler!

You might also like: